Optisyen Ayşe Şenyüz, internetten reçeteli kontakt lens satışına ilişkin düzenlemeyi değerlendirerek dijital tekelleşme, halk sağlığı, optik sektörün geleceği, haksız rekabet ve Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği'nin sorumluluğuna dikkat çekti. [ » ]Geçtiğimiz günlerde, şahsi menfaatlerin ve ilkesizliğin gölgesinde oynanan sektörel tiyatroya bir tepki olarak, kendi ilkelerimle baş başa kalacağım o asil yalnızlığı seçtiğimi ve kalemimi masaya bıraktığımı duyurmuştum. Ancak bugün, şahsi meselelerin çok ötesinde; mesleğimizin bekasını, binlerce dürüst optisyenin geleceğini ve en önemlisi halk sağlığını doğrudan tehdit eden yapısal bir kırılma noktasıyla karşı karşıyayız.
Yıllarını bu mesleğe adamış biri olarak, yaklaşan tehlikeyi görüp susmayı mesleki vicdanıma sığdıramıyorum. Bu yazı; sahadaki gerçekleri bilen bir uzmanın, yaklaşan felakete karşı tarihe düştüğü zorunlu bir nottur.
Resmi Gazete’de yayımlanan bildirim ile Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından internetten reçeteli optik lens satışına belirli şartlar ve kısıtlı yetkilerle izin verilmesi, ilk bakışta sektörel bir düzenleme gibi görünse de aslında yıllardır kanayan bir yaranın çok daha tehlikeli bir boyuta taşınmasıdır. Sektör, 10 Aralık 2025'te yürürlüğe girmesi beklenen yeni yönetmelikle bu hakkın tamamen ve sadece optik müesseselerin fiziki güvencesine bırakılmasını umarken; internet satışlarına aralanan bu kapı, maalesef gelecekteki çok daha büyük tehlikelerin zeminini hazırlamaktadır.
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki; sağlık, e-ticaretin insafına bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. Bugün reçeteli lenslerin internetten satışına izin veren bu esneme, çok geçmeden "optik camların da internetten satılabilmesi" yönündeki lobi faaliyetlerine emsal teşkil edecektir.
Meselenin en can yakıcı taraflarından biri de bu iznin tabana yayılmış eşit bir hak değil, "belirli bölgelerde, belirli optikçilere" tanımlanmış bir ayrıcalık potansiyeli taşımasıdır. Bu durum, yıllarını mesleğine vermiş, mahallesinde halk sağlığının ilk kalesi olan köklü optik müesseselerini haksız bir rekabetin içine itmektedir. Sağlık hizmetinde fırsat eşitliği esastır. E-ticaret platformları ve büyük sermaye grupları lehine oluşabilecek bir tekelleşme, sadece küçük ve orta ölçekli meslektaşlarımızı yok etmekle kalmayacak; aynı zamanda hastanın uzman bir optisyenle yüz yüze kurduğu o güvenli sağlık köprüsünü de yıkacaktır.
TİTCK’in temel varlık amacının halk sağlığını korumak olduğunu biliyor ve devletimizin iyi niyetine güveniyoruz. Tam da bu yüzden, alınan bu kararların devasa e-ticaret platformları tarafından nasıl bir haksız rekabet silahına dönüştürüleceğinin ilgili kurumlara sahici verilerle, doğru anlatılması şarttır.
İçinden geçtiğimiz bu kritik süreçte, dünkü tüm kırgınlıkları, şahsi meseleleri ve fikir ayrılıklarını bir kenara bırakmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü kapımıza dayanan bu tehlike, hiçbirimizin tek başına göğüsleyemeyeceği kadar büyüktür. Bugün, adını taşıdığı o ruhu sahaya yansıtması gereken asıl güç, Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği ve oda yönetimlerimizdir.
Temsil makamlarımızdan beklentimiz; kurumlarla kavga etmeleri değil, mesleğimizin ve halk sağlığının karşı karşıya olduğu bu dijital tekelleşme tehlikesini devletimizin ilgili mercilerine tüm rasyonel, hukuki ve bilimsel argümanlarla anlatmalarıdır. Bugün sızlanma, korkma veya geri çekilme günü değil; liyakatle, bilgiyle ve devlet terbiyesiyle müzakere etme günüdür. Birlik yönetimimizin, tabanın bu haklı kaygısını en güçlü şekilde kucaklayarak, süreci sadece izleyen değil, sürece yön veren bir liderlik sergilemesini bekliyoruz.
Ayşe Şenyüz
Optisyen
The Vision Council, ABD'li siyasetçiler, ithalatçılarını 2026 yazında olası yeni gümrük vergilerine karşı uyardı. Gözlük fiyatlarında yeni zamlar gündeme gelebilir. [ » ]|
KÜRESEL TİCARET • OPTİK ENDÜSTRİ ABD'de Gözlük Sektörüne Tarife Alarmı! Vision Council'dan İthalatçılara Kritik UyarıABD'nin gözlük ve optik ürün ithalatında yeni bir maliyet fırtınası kapıda olabilir. The Vision Council, sektör temsilcilerini yaz aylarında gelebilecek yeni gümrük vergileri ve ticaret düzenlemelerine karşı hazırlıklı olmaya çağırdı. ABD gözlük sektörünün en etkili kuruluşlarından biri olan The Vision Council (TVC), 15 Haziran'da düzenlediği kapsamlı web seminerinde üyelerini yaklaşan ticaret riskleri konusunda bilgilendirdi. Etkinlikte özellikle ithalat vergileri, gümrük prosedürleri ve olası yeni tarife uygulamalarının sektöre etkileri masaya yatırıldı. Uzmanlara göre son yıllarda küresel ticaret politikalarında yaşanan değişimler, gözlük sektörünü doğrudan etkiliyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde satılan gözlük çerçevelerinin ve güneş gözlüklerinin büyük bölümü yurtdışında üretiliyor. Bu nedenle ithalat vergilerinde yaşanacak en küçük değişiklik bile ürün maliyetlerinden tüketici fiyatlarına kadar geniş bir zinciri etkileyebiliyor. Çin ve İtalya'nın Ağırlığı Devam EdiyorABD pazarı için üretim yapan ülkelerin başında Çin ve İtalya geliyor. Son yıllarda Çin, ABD'nin en büyük gözlük tedarikçisi konumuna yükselirken, İtalya ise premium ve lüks segmentteki gücünü koruyor. Ancak Washington yönetiminin uyguladığı ticaret politikaları nedeniyle özellikle Çin menşeli ürünlerde ek maliyetler gündeme gelmeye devam ediyor. Sektör uzmanları, artık üretim maliyetinden çok ürünün hangi ülkeden geldiğinin fiyatları belirlediğini ifade ediyor.
Gözlük Fiyatlarında Yeni Artış RiskiThe Vision Council yetkilileri, yeni vergi düzenlemelerinin yalnızca üreticileri değil, doğrudan tüketicileri de etkileyeceği görüşünde. Reçeteli gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve optik ekipmanlarda maliyet baskısının artması bekleniyor. Özellikle optik laboratuvarlarında kullanılan makineler ve teknik ekipmanlar üzerindeki vergilerin yükselmesi durumunda, üretim maliyetlerinin daha da artabileceği belirtiliyor. Bu durumun nihayetinde perakende fiyatlarına yansıması kaçınılmaz görülüyor. İthalatçılar İçin Geri Ödeme FırsatlarıWeb seminerinde öne çıkan bir diğer konu ise ithalatçıların geçmişte ödedikleri bazı vergiler için geri ödeme alma ihtimali oldu. Uzmanlar, birçok şirketin karmaşık prosedürler nedeniyle bu haklardan haberdar olmadığını veya gerekli başvuruları yapmadığını belirtti. ABD Gümrük ve Sınır Koruma Kurumu'nun belirli koşullar altında vergi iadelerine izin verdiği, ancak firmaların gerekli belgeleri eksiksiz hazırlamaları gerektiği vurgulandı. 2026 Yazı Kritik Dönemeç OlabilirSektör temsilcileri, önümüzdeki aylarda açıklanacak yeni ticaret kararlarının yalnızca ABD'deki optik işletmeleri değil, bu ülkeye ihracat yapan tüm üreticileri yakından ilgilendireceğini belirtiyor. Türkiye dahil olmak üzere Avrupa ve Asya'daki gözlük üreticileri açısından da ABD pazarındaki gelişmeler büyük önem taşıyor. Yeni vergi düzenlemeleri, tedarik zincirlerinden sipariş planlamalarına kadar birçok alanda değişiklik yaratabilir. The Vision Council'un mesajı ise oldukça net: Küresel ticaret koşulları hızla değişiyor ve gözlük sektörü bu değişime hazırlıklı olmak zorunda. Önümüzdeki dönemde alınacak kararlar, yalnızca ithalatçıların değil, dünya genelindeki optik endüstrisinin yönünü de belirleyebilir. Kaynak: The Vision Council web semineri, sektör analizleri ve uluslararası ticaret raporları. |
3 Temmuz 2026 tarihli düzenleme ile internetten reçeteli kontakt lens satışına izin verildi. Ancak değişikliğin yalnızca yönetmelikle yapılması hukuk çevrelerinde tartışma yarattı. Normlar hiyerarşisi, yetki sorunu ve optik sektöründe dijital dönüşümün etkileri gündemde. [ » ]HUKUK • MEVZUAT • SAĞLIK • DİJİTAL TİCARET
3 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete düzenlemesi ile reçeteli kontakt lenslerin internet üzerinden satışına belirli şartlarla izin verilmesi, optik sektöründe dijital dönüşümün yeni bir aşamasını başlatırken; düzenlemenin hukuki dayanağı, yetki sınırları ve normlar hiyerarşisi açısından yeterliliği konusunda yoğun bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Türkiye’de optik sektörü açısından uzun süredir tartışılan internetten sağlık ürünleri satışı konusu, 3 Temmuz 2026 tarihinde yapılan düzenleme ile yeni bir aşamaya geçti. Yapılan değişiklikle birlikte, reçeteye tabi kontakt lenslerin yalnızca yetkilendirilmiş optisyenlik müesseselerine ait internet siteleri üzerinden ve geçerli reçete zorunluluğu ile satılabilmesinin önü açıldı.
Düzenlemenin temel gerekçesi olarak, dijital ortamda kontrolsüz satışların önlenmesi, kayıt dışı ticaretin engellenmesi ve hasta güvenliğinin artırılması gösterildi. Ancak uygulamanın devreye girmesiyle birlikte, düzenlemenin hukuki çerçevesi ve hangi norm üzerinden hayata geçirildiği konusu kamuoyunda geniş yankı buldu.
Optisyenlik mesleği Türkiye’de temel olarak 5193 sayılı Optisyenlik Hakkında Kanun çerçevesinde düzenlenmektedir. Bu kanun, optisyenlik müesseselerinin kuruluşunu, faaliyet alanlarını ve mesleki sınırlarını belirleyen üst hukuk normu niteliğindedir.
Kanunun uygulanmasına ilişkin ayrıntılar ise ikincil mevzuat olan yönetmelikler aracılığıyla düzenlenmektedir. Özellikle Optisyenlik Müesseseleri Hakkında Yönetmelik, reçete uygulamaları, satış süreçleri ve denetim mekanizmaları gibi konularda ayrıntılı hükümler içermektedir.
Ancak 3 Temmuz 2026 tarihli değişikliğin dikkat çeken yönü, doğrudan optisyenlik alanını düzenleyen ana yönetmelikte değil, tıbbi cihazların satış ve tanıtım süreçlerini düzenleyen farklı bir yönetmelik kapsamında yapılmış olmasıdır. Bu durum, düzenlemenin yetki alanı açısından yeni bir tartışma alanı oluşturmuştur.
Hukuk çevrelerinde tartışmanın merkezinde “normlar hiyerarşisi” ilkesi yer almaktadır. Bu ilkeye göre, alt düzenleyici işlemler (yönetmelikler), üst norm olan kanunlara aykırı olamaz ve kanunun çizdiği sınırların dışına çıkamaz.
Bu çerçevede hukukçular tarafından dile getirilen temel soru şudur: Mesleğin çalışma usullerini ve sağlık hizmeti niteliği taşıyan bir alanı doğrudan etkileyen bir düzenleme, yalnızca ikincil bir yönetmelik değişikliği ile yapılabilir mi, yoksa bunun için kanun düzeyinde açık bir düzenleme mi gereklidir?
İdare hukukuna göre, yönetmelikler ancak kanunun uygulanmasını sağlamak amacıyla çıkarılabilir. Kanunun kapsamını genişleten, daraltan veya yeni bir alan yaratan düzenlemeler ise hukuki tartışma konusu haline gelebilmektedir.
“Alt normların, üst normların sınırlarını aşmaması hukuk devletinin temel ilkesidir. Ancak somut olaylarda bu sınırın nerede başladığı ve bittiği yargısal yorumla belirlenir.”
Optik sektör temsilcileri, düzenlemeyi yalnızca ticari bir serbestleşme olarak değil, aynı zamanda mesleki yapıyı etkileyen önemli bir dönüşüm olarak değerlendirmektedir. Özellikle kontakt lens gibi doğrudan göz sağlığını etkileyen ürünlerde, satış sürecinin sadece ticari değil, aynı zamanda tıbbi bir sorumluluk taşıdığı vurgulanmaktadır.
Sektör temsilcilerine göre kontakt lenslerin yanlış kullanımı, göz enfeksiyonları, kornea hasarları ve kalıcı görme bozuklukları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu nedenle yalnızca reçete kontrolü değil, aynı zamanda kullanıcı bilgilendirmesi ve mesleki danışmanlık hizmeti de kritik önem taşımaktadır.
Bu noktada internet satışının yaygınlaşmasının, fiziksel danışmanlık süreçlerini nasıl etkileyeceği de ayrı bir tartışma konusu olarak öne çıkmaktadır.
Sağlık alanında dijitalleşme son yıllarda hız kazanırken, özellikle e-ticaret ve uzaktan satış modelleri birçok sektörde köklü değişikliklere yol açmıştır. Ancak sağlık ürünleri söz konusu olduğunda, bu dönüşüm daha hassas bir denge gerektirmektedir.
Kontakt lens satışı da bu hassas alanlardan biridir. Bir yandan erişim kolaylığı ve denetimli dijital satış modelleri kullanıcılar için avantaj sağlarken, diğer yandan yanlış kullanım risklerinin artması ihtimali dikkatle değerlendirilmektedir.
Bu nedenle düzenlemenin yalnızca ticari bir serbestleşme değil, aynı zamanda kamu sağlığı politikası açısından da değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
Mevcut düzenlemeye ilişkin farklı hukuki görüşlerin önümüzdeki süreçte idari yargıya taşınabileceği değerlendirilmektedir. Türkiye’de idari işlemlerin yargı denetimine açık olması, bu tür düzenlemelerin hukuka uygunluğunun mahkemeler tarafından incelenebilmesini mümkün kılmaktadır.
Eğer düzenlemeye karşı iptal davaları açılırsa, mahkemeler öncelikle yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları açısından değerlendirme yapacaktır. Özellikle yetki unsurunun sınırları, bu tür davalarda belirleyici rol oynayabilir.
Ancak süreç tamamlanana kadar düzenlemenin yürürlükte kalacağı ve uygulamanın devam edeceği açıktır.
İnternetten reçeteli kontakt lens satışına izin veren düzenleme, yalnızca bir ticaret modeli değişikliği olarak değil, aynı zamanda optik sektörünün geleceğini şekillendirecek yapısal bir dönüşüm olarak değerlendirilmektedir.
Bir yandan dijitalleşme ve erişim kolaylığı, diğer yandan mesleki sorumluluk ve kamu sağlığı dengesi arasında yeni bir alan oluşmaktadır. Bu alanın nasıl şekilleneceği ise yalnızca mevzuat metinleriyle değil, aynı zamanda yargı kararları, uygulama pratikleri ve sektörün adaptasyon süreci ile belirlenecektir.
Önümüzdeki süreçte hem hukuk çevreleri hem de sektör temsilcileri açısından en kritik konu, bu düzenlemenin sınırlarının nasıl yorumlanacağı ve uygulamada nasıl bir sistemin ortaya çıkacağı olacaktır.
Hazırlayan: OptisyeninSesi Hukuk & Mevzuat Dosyası | Özel Analiz Haber
Florida Üniversitesi'nin 63 bin retina görüntüsü üzerinde gerçekleştirilen yapay genişlik araştırması, Alzheimer riskinin ortaya çıkmadan yıllar önce göz muayeneleri sırasında tespit edilebileceği ortaya konuldu. [ » ]BİLİM • NÖROLOJİ • GÖZ SAĞLIĞI
40 binden fazla kişinin retina görüntüsü yapay zekâ ile incelendi. Sonuçlar, gözün yalnızca görmeyi değil, beynin geleceğini de gösterdiğini ortaya koydu.
Çağımızın en büyük sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilen Alzheimer hastalığına karşı mücadelede umut veren tarihi bir gelişme yaşandı. Bilim insanları, yıllardır erken teşhis konusunda karşılaşılan en büyük engellerden birini aşabilecek çarpıcı bir yöntemi doğruladı: Gözün arkasındaki retina tabakası.
Florida Üniversitesi öncülüğünde yürütülen geniş kapsamlı araştırma, Alzheimer riskinin hastalık belirtileri ortaya çıkmadan yıllar önce göz muayeneleri sırasında tespit edilebileceğini gösterdi. Üstelik bunun için pahalı beyin taramalarına ya da girişimsel testlere ihtiyaç duyulmuyor.
"Retina, beynin dışarıdan görülebilen tek parçasıdır."
Araştırmanın merkezinde, biyomedikal mühendis Ruogu Fang liderliğinde geliştirilen gelişmiş yapay zekâ algoritmaları yer alıyor. Ekip, 40 binden fazla bireye ait toplam 63 bin retina görüntüsünü analiz ederek bugüne kadar yapılmış en büyük veri tabanlı göz incelemelerinden birine imza attı.
Derin öğrenme teknolojileri kullanılarak gerçekleştirilen analizlerde yalnızca göz görüntüleri değerlendirilmedi. Katılımcıların yaşları, uyku düzenleri, tansiyon değerleri, sigara kullanımı ve depresyon geçmişleri gibi Alzheimer ile ilişkili risk faktörleri de sistem tarafından eş zamanlı olarak incelendi.
Yapay zekâ, ilerleyen yıllarda Alzheimer teşhisi alan bireylerin retina yapılarında ortak özellikler bulunduğunu ortaya koydu. En dikkat çekici nokta ise bu değişimlerin, hastalık belirtileri ortaya çıkmadan çok önce başlaması oldu.
Araştırma kapsamında Alzheimer riski yüksek bireylerde belirlenen başlıca biyolojik işaretler şunlar oldu:
Bilim insanları bu süreci "retina yaşlanması" olarak tanımlıyor. Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri de retina dokusunda görülen yıpranmanın, beyindeki sinir hücrelerinin ölüm süreciyle paralel ilerlediğinin ortaya konulması oldu.
Başka bir ifadeyle gözün arkasında görülen mikroskobik değişimler, beynin gelecekte yaşayacağı nörodejeneratif hasarın adeta bir ön izlemesini sunuyor.
"Göz muayenesi, gelecekte Alzheimer taramasının ilk basamağı olabilir."
Günümüzde Alzheimer tanısında kullanılan PET görüntüleme yöntemleri ve beyin-omurilik sıvısı analizleri yüksek maliyetleri nedeniyle yaygın tarama amacıyla kullanılamıyor. Ayrıca birçok hasta tanı aldığında beyinde geri dönüşü olmayan hasarlar çoktan başlamış oluyor.
Yeni yaklaşım ise sağlık sistemlerinde devrim yaratabilecek potansiyele sahip. Çünkü retina görüntüleme cihazları dünyanın büyük bölümündeki göz kliniklerinde zaten rutin olarak kullanılıyor.
Bu durum, yapay zekâ destekli analiz sistemlerinin mevcut göz muayenelerine entegre edilmesi halinde milyonlarca kişinin Alzheimer riski açısından taranabilmesinin önünü açıyor.
Araştırmanın sonuçları yalnızca nöroloji dünyasını değil, göz sağlığı sektörünü de yakından ilgilendiriyor. Retina görüntüleme teknolojilerinin önümüzdeki yıllarda yalnızca göz hastalıklarının değil, nörolojik rahatsızlıkların erken teşhisinde de kritik rol üstlenmesi bekleniyor.
Bu gelişme; optometristler, göz hekimleri ve göz sağlığı profesyonellerinin multidisipliner sağlık sistemleri içerisindeki önemini daha da artırabilir. Uzmanlar, gelecekte yapılacak rutin retina taramalarının Alzheimer, Parkinson ve diğer nörodejeneratif hastalıkların erken teşhisinde standart uygulama haline gelebileceğini düşünüyor.
Alzheimer bugün dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve kesin tedavisi henüz bulunamayan bir hastalık olarak kabul ediliyor. Ancak hastalığın yıllar öncesinden tespit edilebilmesi; yaşam tarzı düzenlemeleri, koruyucu tedaviler ve yeni nesil ilaçların etkinliğini artırabilecek kritik bir avantaj sağlayabilir.
Florida Üniversitesi araştırması, gözün yalnızca dünyayı görmemizi sağlayan bir organ olmadığını; aynı zamanda beynin geleceğine açılan biyolojik bir pencere olduğunu bir kez daha gösterdi.
Belki de gelecekte bir göz muayenesi, hafızamızı koruyacak en önemli sağlık kontrolü olacak.
3 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelikle internet üzerinden reçeteli kontakt lens satışına izin verildi. Yeni düzenleme optisyenlik müesseselerinin geleceği, mesleğin rolü ve halk sağlığı açısından hangi tartışmaları beraberinde getiriyor? İşte sektörün gündemindeki kritik sorular. [ » ]3 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği, optik sektöründe uzun yıllardır süregelen tartışmaları yeniden alevlendirdi. Kontakt lenslerin, belirli şartlar altında internet üzerinden reçeteyle satışına izin verilmesi ilk bakışta kontrollü dijitalleşme olarak değerlendirilebilir. Ancak bu kararın, optisyenlik mesleğinin geleceği açısından doğuracağı sonuçlar bugün sektörün en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.
Türkiye'de optisyenlik mesleği sıradan bir ticaret kolu değildir. Üniversite eğitimi gerektiren, kamu otoriteleri tarafından ruhsatlandırılan, sürekli denetlenen ve doğrudan halk sağlığını ilgilendiren bir sağlık hizmetidir. Bir optisyenlik müessesesi açabilmek için ciddi mali yatırımlar yapılmakta, mesul müdür bulundurulmakta, mevzuata uygun fiziki şartlar sağlanmakta ve her aşamada resmi denetime tabi olunmaktadır.
Yıllardır bu sistemin temel gerekçesi, göz sağlığının korunması ve reçeteli optik ürünlerin güvenli şekilde tüketiciye ulaştırılması olarak ifade edildi. Ancak bugün yürürlüğe giren düzenleme, sektörün önemli bir bölümünde şu sorunun yüksek sesle sorulmasına neden oldu:
Elbette burada yanlış anlaşılmaması gereken önemli bir nokta bulunuyor. Yeni yönetmelik, kontrolsüz internet satışına izin vermiyor. Satış yalnızca TİTCK tarafından izin verilen optisyenlik müesseselerinin internet siteleri üzerinden ve geçerli hekim reçetesiyle yapılabilecek. Bu yönüyle düzenleme, kayıt dışı satışların önüne geçmeyi amaçlayan önemli güvenlik hükümleri içeriyor.
Ancak sektörün gündemindeki tartışma bunun çok ötesine uzanıyor. Çünkü mesele yalnızca internetten sipariş verilmesi değil; optisyenlik mesleğinin yıllardır üzerine inşa edildiği sağlık hizmeti anlayışının nasıl şekilleneceğiyle ilgili.
Toplumun önemli bir kısmı optisyenliği yalnızca gözlük satışı olarak değerlendirebilir. Oysa meslek bundan çok daha fazlasını ifade eder. Optisyen, reçetenin doğru okunmasını sağlayan, uygun cam ve çerçeveyi belirleyen, kontakt lens kullanıcılarını hijyen, bakım ve kullanım süreleri konusunda bilgilendiren sağlık profesyonelidir. Gerektiğinde hastayı yeniden göz hekimine yönlendiren ilk kişilerden biridir.
Bu nedenle optisyenlik müesseselerinde verilen hizmet yalnızca kasadan geçen bir satış işlemi değildir. Ürünün tüketiciye güvenli biçimde ulaştırılması kadar, doğru kullanım alışkanlığının kazandırılması da mesleğin temel sorumluluklarından biridir.
İnternet satışlarının yaygınlaşmasıyla birlikte işte tam bu noktada yeni sorular ortaya çıkmaktadır. Dijital ortamda verilen standart bilgilendirme, yüz yüze gerçekleştirilen mesleki danışmanlığın yerini ne ölçüde doldurabilecektir? Özellikle ilk kez kontakt lens kullanacak bireylerin ihtiyaç duyduğu yönlendirme nasıl sağlanacaktır? Bu soruların uygulama süreci içerisinde cevap bulması gerekecektir.
Türkiye'de optisyen olmak isteyen gençler iki yıllık ön lisans eğitimi almakta, optik teknolojileri, anatomi, fizyoloji, optik fiziği ve meslek etiği gibi birçok alanda eğitim görmektedir. Mezuniyetin ardından ise belirli hukuki süreçleri tamamlayarak mesleklerini icra edebilmektedirler.
Bunun yanında müessese açılışından personel çalıştırılmasına, kayıt sistemlerinden denetim süreçlerine kadar oldukça ayrıntılı bir mevzuat uygulanmaktadır. Amaç, vatandaşın sağlığını koruyan güçlü bir mesleki yapı oluşturmaktır.
Bu soru yeni yönetmeliğe karşı çıkmaktan ziyade, mesleğin geleceğine ilişkin bir değerlendirme ihtiyacını ortaya koymaktadır. Dijitalleşme hayatın her alanında olduğu gibi sağlık sektöründe de kaçınılmazdır. Ancak sağlık hizmetlerinin temel unsurlarından biri olan mesleki danışmanlık, teknolojiyle birlikte nasıl korunacaktır? İşte asıl tartışılması gereken konu budur.
Optisyenlik müesseseleri bugüne kadar yalnızca reçete karşılayan işletmeler olarak görülmedi. Vatandaşın doğru ürüne ulaşmasını sağlayan, kullanım sürecinde karşılaşabileceği sorunlar hakkında bilgilendiren ve gerektiğinde göz hekimine yönlendiren sağlık zincirinin önemli halkalarından biri olarak kabul edildi. İşte bu nedenle optisyenlik müesseselerine getirilen yükümlülükler, sıradan ticari işletmelerden çok daha ağır oldu.
Bugün Türkiye'nin dört bir yanında faaliyet gösteren binlerce optisyenlik müessesesi yüksek kira giderleri, personel maliyetleri, vergi yükümlülükleri, SGK primleri, ruhsat şartları ve sürekli denetimlerle hizmet vermeye devam ediyor. Meslek mensupları ise üniversite eğitimi aldıktan sonra yıllarını bu alanda uzmanlaşmaya ayırıyor.
Bugün internet üzerinden yapılacak satışlarda reçetenin sisteme yüklenmesi mümkün olabilir. Sipariş de elektronik ortamda oluşturulabilir. Ancak optisyenlik hizmeti yalnızca reçetenin sisteme girilmesinden ibaret değildir. Kullanıcının ürünle ilgili sorularına cevap verilmesi, uygun bakım ürünlerinin önerilmesi, kullanım hatalarının önlenmesi ve gerektiğinde sağlık kuruluşuna yönlendirilmesi gibi birçok unsur hâlâ yüz yüze iletişimin önemli avantajları arasında yer almaktadır.
Yeni yönetmeliğin uygulanmasıyla birlikte hem kamu otoritelerine hem de sektör temsilcilerine önemli görevler düşmektedir. İnternet üzerinden yapılacak kontakt lens satışlarının gerçekten yönetmelikte öngörülen çerçevede yürütülmesi, reçete kontrolünün eksiksiz yapılması ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Aynı zamanda optisyenlik mesleğinin yalnızca ürün satışı yapan bir ticari faaliyet olarak algılanmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. Çünkü bu meslek, halk sağlığını doğrudan ilgilendiren sorumluluklar taşımaktadır. Üniversitelerde verilen eğitim, yıllardır oluşturulan mevzuat ve meslek mensuplarının üstlendiği etik sorumluluklar bunun en önemli göstergesidir.
Bu sorunun cevabı yalnızca optisyenleri değil, kontakt lens kullanan milyonlarca vatandaşı da yakından ilgilendirmektedir. Çünkü göz sağlığı, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilecek kadar hassas bir alandır. Dolayısıyla yapılacak her düzenlemenin yalnızca ticari kolaylık açısından değil, halk sağlığı perspektifinden de değerlendirilmesi gerekir.
3 Temmuz 2026 tarihli yönetmelik değişikliği, optik sektörü açısından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. İnternet üzerinden reçeteli kontakt lens satışına izin verilmesi, dijitalleşmenin sağlık alanındaki yansımalarından biri olarak değerlendirilebilir. Ancak bu değişiklik aynı zamanda optisyenlik mesleğinin geleceğine ilişkin önemli soruları da beraberinde getirmiştir.
Bugün sektörün beklentisi teknolojinin önünün kapatılması değildir. Beklenti; yıllardır büyük emeklerle oluşturulan optisyenlik sisteminin, üniversite eğitiminin, mesleki birikimin ve halk sağlığına katkısının göz ardı edilmemesidir.
Önümüzdeki süreçte yönetmeliğin uygulama sonuçları yakından izlenecek, sektörün görüşleri kamuoyunda daha sık tartışılacaktır. Bu tartışmaların ortak hedefi ise tek olmalıdır: Hem vatandaşın güvenli sağlık hizmetine erişimini sağlamak hem de optisyenlik mesleğinin yıllar içinde kazandığı saygınlığı ve işlevini korumak.
Futbol efsanesi Ronaldinho ile toplanan yeni koleksiyon koleksiyonu, yüksek performanslı, lüks tasarım ve Japon işçilerini bir araya getirerek moda ve spor dünyasında dikkat çekti. [ » ]Moda • Tasarım • Spor
Futbolun efsane ismi Ronaldinho, yaratıcı ruhunu bu kez sahalardan tasarım dünyasına taşıyor. Yeni gözlük koleksiyonu, lüks, performans ve sanat çizgisini aynı potada buluşturuyor.
Dünya futbolunun en özgün isimlerinden Ronaldinho, bu kez saha içindeki yaratıcılığıyla değil, ilham verdiği yeni gözlük koleksiyonu ile gündemde. Sporun enerjisini, özgürlüğünü ve oyun zekâsını tasarıma taşıyan koleksiyon, moda dünyasında güçlü bir karşılık buldu.
Koleksiyon, iki farklı tasarım yaklaşımını bir araya getiriyor: biri yüksek estetik ve lüks çizgilerle öne çıkan moda odaklı modeller, diğeri ise aktif yaşam için geliştirilen performans serisi. Bu yapı, koleksiyonu yalnızca bir aksesuar serisi olmaktan çıkarıp yaşam tarzı ifadesine dönüştürüyor.
Tüm çerçeveler Japonya’da el işçiliği ile üretilirken, premium malzeme kullanımı koleksiyonun kalite seviyesini üst noktaya taşıyor. İnce işçilik, yalnızca dayanıklılık değil aynı zamanda estetik bir bütünlük de sunuyor.
Ronaldinho’nun “futbol yaratıcılık, güven ve neşedir” yaklaşımı, koleksiyonun tasarım DNA’sına doğrudan yansıtılmış durumda. Akışkan hatlar ve cesur formlar, sahadaki özgür oyun stilinin görsel bir karşılığı olarak öne çıkıyor.
“Futbolu her zaman yaratıcılık, güven ve neşe ile tanımladım.”
Son yıllarda spor ikonlarının moda dünyasına etkisi giderek artarken, bu koleksiyon bu trendin en dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Spor ve lüks tasarımın birleşimi, yeni nesil tüketici algısını yeniden şekillendiriyor.
Koleksiyon, sadece bir ürün serisi değil; aynı zamanda modern yaşam tarzının estetik bir yorumu olarak konumlanıyor.
Hazırlayan: OptisyeninSesi Moda Editörlüğü | Optik & Lifestyle Haber Analizi
Dünya Optometri Konseyi ve Suudi Optometri Derneği, WCO6 Dünya Optometri Kongresi'nin 2-4 Nisan 2027'de yapılacağını duyurdu. Riyad'da düzenlenecek dev etkinlik, SILMO Fuarı ile birlikte küresel optometri dünyasını buluşturacak. [ » ]RİYAD / ULUSLARARASI – Dünya Optometri Konseyi ve Suudi Optometri Derneği, optometri dünyasının en önemli organizasyonlarından biri olan 6. Dünya Optometri Kongresi (WCO6) için yeni tarihleri resmen açıkladı.
Kongre, 2–4 Nisan 2027 tarihleri arasında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.
Etkinlik, aynı zamanda Suudi Arabistan’da düzenlenecek 11. Suudi Optometri Konferansı ve ilk defa Silmo Riyadh ile birlikte organize edilerek, küresel optometri sektörünün en büyük buluşmalarından biri olmaya hazırlanıyor.
Aslen Kasım 2026’da yapılması planlanan kongrenin ertelenme kararı, daha geniş uluslararası katılımı sağlamak, seyahat erişilebilirliğini artırmak ve delegeler için daha güçlü bir bilimsel deneyim oluşturmak amacıyla alındı.
Organizatörler, yeni takvimin hem akademik hem de sektörel katılımı güçlendireceğini ve etkinliğin küresel etkisini artıracağını vurguladı.
Başkanı Dr. Cindy Tromans, yaptığı açıklamada etkinliğin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu bölgesinde düzenlenmesinin optometri açısından tarihi bir adım olduğunu belirtti.
Suudi Optometri Derneği Başkanı Dr. Waleed AlGhamdi ise kongrenin, klinik uygulamalar, eğitim ve araştırma alanlarında uluslararası iş birliğini güçlendireceğini ifade etti.
WCO6, dünyanın dört bir yanından optometristleri, akademisyenleri, araştırmacıları, öğrencileri ve sektör temsilcilerini bir araya getirecek.
Etkinlik kapsamında bilimsel oturumlar, eğitim programları, sektörel sergiler ve uluslararası iş birliklerine yönelik kapsamlı bir platform sunulacak.
Organizasyon aynı zamanda bölgesel optometri gelişimi açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.
WCO ve SSO, Riyad’da gerçekleşecek bu dev organizasyonun optometri alanında uluslararası iş birliğini güçlendirmesini ve mesleki gelişime önemli katkı sunmasını hedefliyor.
OptisyeninSesi.com – Özel Haber
Çevre bilinci son yıllarda gözlükçülük ve kontakt lens sektöründe de giderek daha fazla önem kazanıyor. Daha önce daha az çevresel etki oluşturan gözlük camları ve sürdürülebilir üretim yöntemleriyle ilgili gelişmeleri aktardığımız sektörde, bu kez Japon kontakt lens üreticisi Menicon dikkat çekici bir adım attı.
Dünyanın önde gelen kontakt lens üreticilerinden Menicon, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında günlük kullanımlık “Miru 1day Menicon Flat Pack” lenslerinin ambalaj sisteminde önemli bir değişikliğe gitti. Şirket, yeni uygulama sayesinde plastik tüketimini daha da azaltmayı hedefliyor.
Menicon tarafından yapılan açıklamaya göre, ürün kutularında kullanılan plastik shrink film uygulaması tamamen kaldırıldı. Bunun yerine kutu tasarımı doğrudan ambalaj üzerine basılıyor. Özel baskı teknolojisi sayesinde gerçekleştirilen bu dönüşüm, hem üretim süreçlerinde kullanılan malzeme miktarını azaltıyor hem de gereksiz plastik tüketiminin önüne geçiyor.
Şirket yetkilileri, yapılan teknik değişikliğin yalnızca ambalaj görünümünü değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik performansını da geliştirdiğini vurguluyor.
Menicon'un çevre odaklı çalışmaları yalnızca yeni ambalaj sistemiyle sınırlı değil. Şirket, Miru 1day Menicon Flat Pack günlük lenslerini geliştirirken de ekolojik kriterleri ön planda tutmuştu.
Üründe kullanılan ultra ince blister ambalajlar, Menicon’un geliştirdiği Centraform teknolojisi sayesinde geleneksel lens paketlerine kıyasla çok daha az malzeme kullanılarak üretiliyor. Böylece hem üretim aşamasında hem de lojistik süreçlerinde kaynak tüketimi azaltılıyor.
Menicon’un açıkladığı verilere göre yeni ambalaj sisteminin çevresel kazanımları oldukça dikkat çekici:
Son yıllarda tüketicilerin çevresel konulara yönelik hassasiyetinin artması, optik sektörünü de daha sürdürülebilir çözümler geliştirmeye yönlendiriyor. Gözlük camlarından çerçeve üretimine, kontaktlenslerden ambalaj teknolojilerine kadar birçok alanda çevre dostu uygulamalar öne çıkmaya başladı.
Menicon’un attığı bu adım, kontakt lens sektöründe sürdürülebilirlik çalışmalarının yalnızca ürün geliştirme aşamasında değil, ambalajlama ve lojistik süreçlerinde de önem kazandığını gösteriyor.
Şirketten yapılan açıklamada, çevresel faktörlerin ürün geliştirmeden üretime, ambalajlamadan lojistiğe kadar tüm değer zinciri boyunca dikkate alınmaya devam edeceği belirtildi.
Fransa'da OphtaMyop çok merkezli çalışması, Hoya Miyosmart DIMS lenslerinin Avrupa'daki çocuklarda miyopi ilerlemesini yavaşlatmadaki gelişimini araştırıyor. İlk bulguları umut verici olarak işaretliyor. [ » ]Avrupa’da miyopi prevalansı hızla artarken, kontrol altına alma stratejilerine ilişkin klinik verilerin büyük bölümü uzun yıllardır Asya merkezli çalışmalardan elde ediliyordu. Fransa’da başlatılan OphtaMyop çalışması, bu dengeyi değiştirecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Necker-Enfants Malades Üniversite Hastanesi’nden Prof. Dominique Bremond-Gignac koordinasyonunda yürütülen çalışma, Fransa genelinde yer alan 9 farklı oftalmoloji merkezini kapsıyor: Paris, Bordeaux, Chantilly, Grenoble, Lyon, Nantes, Obernai, Strasbourg ve Toulouse.
Çalışmanın temel amacı, Hoya tarafından geliştirilen Miyosmart lenslerinin Avrupa popülasyonunda miyopi progresyonu üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Çalışma, 4 ila 16 yaş arası, -0,50 ile -8,00 diyoptri arasında ilerleyici miyopisi bulunan çocukları kapsıyor. Katılımcılar 24 ay boyunca takip ediliyor ve 3, 6, 12, 18 ve 24. aylarda detaylı oftalmolojik değerlendirmeler yapılıyor.
Araştırma kapsamında;
düzenli olarak analiz ediliyor.
İlk ara analiz, 145 çocuk üzerinde gerçekleştirilmiş durumda. Tüm katılımcılarda Defocus Incorporated Multiple Segments (DIMS) teknolojisine sahip düzeltici lensler kullanıldı.
İlk sonuçlar henüz kesin olarak yayınlanmamış olsa da, Prof. Bremond-Gignac tarafından paylaşılan ön veriler, Miyosmart lenslerinin miyopi ilerlemesini yavaşlatmada etkili olabileceğini gösteriyor. Bu bulgular, daha önce Asya popülasyonlarında elde edilen sonuçlarla da paralellik taşıyor.
Araştırmacılar özellikle eksenel uzunluk ve sikloplejik refraksiyon ölçümlerinin erken teşhis açısından kritik önem taşıdığını vurguluyor. “Hızlı ilerleyen miyopi” grubundaki çocukların daha yakından takip edilmesi gerektiği belirtiliyor.
Uzmanlara göre OphtaMyop çalışması, yerel popülasyonların miyopi progresyon özelliklerini anlamada önemli bir referans oluşturacak. Bu durum, Avrupa’da tedavi stratejilerinin daha kişiselleştirilmiş hale gelmesine katkı sağlayabilir.
Miyopi progresyonunun gelecek yıllarda küresel bir halk sağlığı sorunu haline gelmesi beklenirken, bu tür çok merkezli çalışmaların önemi giderek artıyor.
OptisyeninSesi Haber – Bilimsel gelişmeler, optik sektöründeki klinik araştırmalar ve yeni tedavi yaklaşımları.
Optisyenlik müesseselerini ilgilendiren yeni dijital dönüşüm süreci başladı. 10 milyon TL ve üzeri ciroya sahip olan e-Fatura sahibi optik işletmeleri için e-İrsaliye'nin açılışı 1 Temmuz 2026'da başlıyor. [ » ]1 Temmuz 2026 tarihi yaklaşırken, yüksek ciroya sahip optisyenlik müesseseleri için e-İrsaliye uygulaması zorunlu hale geliyor.
Türkiye'de vergi süreçlerinin dijitalleşmesi hız kesmeden devam ederken, 2026 yılında optik sektörünü yakından ilgilendiren önemli bir düzenleme daha yürürlüğe giriyor. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın elektronik belge uygulamaları kapsamında, e-Fatura mükellefi olup brüt satış hasılatı 10 milyon TL ve üzerindeki işletmelerin en geç 1 Temmuz 2026 tarihine kadar e-İrsaliye sistemine geçmeleri zorunlu olacak.
e-İrsaliye, mal sevkiyatlarında kullanılan kağıt sevk irsaliyesinin elektronik ortamda düzenlenen versiyonudur. Hukuki açıdan kağıt irsaliye ile aynı niteliğe sahip olan sistem, ürün hareketlerinin dijital olarak takip edilmesini sağlar.
İşletmeler tarafından düzenlenen belgeler Gelir İdaresi Başkanlığı sistemleri üzerinden elektronik olarak oluşturulur, iletilir ve saklanır. Böylece hem operasyonel süreçler hızlanır hem de kağıt kullanımından kaynaklanan maliyetler azalır.
Düzenleme özellikle yüksek ciroya sahip optik mağazaları, mağaza zincirlerini, gözlük toptancılarını ve lens dağıtım firmalarını yakından ilgilendiriyor.
Özellikle merkezi depodan mağazalara yapılan çerçeve, güneş gözlüğü ve kontakt lens sevkiyatlarında elektronik irsaliye kullanımı operasyonel süreçlerin daha hızlı ve izlenebilir şekilde yürütülmesine katkı sağlayacak.
2025 hesap döneminde brüt satış hasılatı veya gayrisafi iş hasılatı 10 milyon TL ve üzeri olan e-Fatura mükellefleri, 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren e-İrsaliye uygulamasına geçmek zorunda olacak.
Bu nedenle optisyenlik müesseselerinin şimdiden mali müşavirleriyle görüşerek ciro durumlarını değerlendirmeleri ve gerekli teknik altyapı hazırlıklarını tamamlamaları öneriliyor.
Zorunluluk kapsamına giren işletmelerin belirtilen tarihe kadar geçiş işlemlerini tamamlamaları gerekiyor. Aksi halde vergi mevzuatı kapsamında çeşitli yaptırımlarla karşılaşılması mümkün olabilecek.
e-Fatura, e-Arşiv ve e-Defter uygulamalarının ardından gelen e-İrsaliye zorunluluğu, optik sektöründeki dijital dönüşüm sürecinin yeni halkası olarak görülüyor.
Özellikle ürün hareketliliğinin yoğun olduğu işletmeler için sistemin stok takibi, sevkiyat yönetimi ve denetim süreçlerinde önemli kolaylıklar sağlaması bekleniyor. Bu nedenle ciro sınırını aşan optisyenlik müesseselerinin hazırlıklarını son güne bırakmamaları büyük önem taşıyor.